„direk ve dayanak...”

Heidemarie Seblatnig

Bu Filmin amacı kültürlerarası diyaloğu teşvik etmenin yanında islamileşmeye başlamış bir toplumdaki kültürel hareketliliği konu etmektir.

Türkiye’deki ma’bed mimarisi taban alınarak  islamlaşmayla birlikte kiliselerin nasıl camiie çevirildikleri gösterilecektir. Bu mimari alanındaki tecrübeler – ki bunlar toplumsal değişikliklerden bağımsız algılanamaz- öncelikle Türkiye’de Hrıstiyanların yaşadığı bölgelerde tabuları yıkmak ve İslamileşme konusunun ideoloji dışı olduğunu gösterecektir.

Diyalog muhataplarının tehlikeli olarak gördüklerinden dolayı şimdiye dek söz konusu edilmeyen konularda diyaloglar yapılacaktır. Kültürlerarası bir diyaloğun olmadığı yerde radikalliğe yol açılmış demektir.

Bu Projenin gerek Avusturyalı gerekse Türkiyeli çalışanlarına göre bu belgeselin önemli temalarından biri de planlanan Türkiye’nin AB üyeliğinin sadece siyasi değil aynı zamanda kültürlerarası bir karşılaşmayı da beraber getirdiğinin tesbit edilmesidir.

2005 senesinde Viyana’da düzenlenen İslam Konferansı’nda Patrik Bartelemeus ‘Bazı İslam memleketlerindeki Hrıstiyanların  durumunun güvencede olmadığı, ve köklü iyileştirilmelere gidilmesi gerektiği, Hrıstiyan ve sair azınlıkların, MüslümanlarınAvrupa’da sahip oldukları aynı haklara sahip olmaları gerektiğini’ ifade etmiştir. Müslüman ve Hrıstiyanların arasındaki uyuşmazlıkların dini içerikli değil fakat siyasi içerikli olduğu olduğunu da vurgulamıştır. Din tarihin seyri içersinde sıklıkla siyasete alet edilerek düşmanlık, hoşgörüsüzlük ve fanatiklik tohumları ekilmeye çalışılmıştır.

Belgeselde Hrıstiyan ve Müslümanların birlikte ibadet ettikleri ve Kiliselerin camiiye çevrildikleri yerler gösterilecektir. Mabed mimarisinin de katkılarıyla Hrıstiyanlık ve Müslümanlık iman esasları arasında çok büyük farklar olmadığı, radikal siyasi yorumlamalarla Fanatizme teşvik için sui istimal edildikleri gösterilecektir.

Belgesel Müslüman ve Hrıstiyanların birlikte ibadet ettikleri, şu anda da bir kilise olan Efesteki Meryem Ana Kilisesiyle başlayacaktır.

İslam Hz. Meryem’in Allah’tan korkan bir evliya olduğunu söyler. Katolik Hrıstiyanlar için O, Tanrı’nın annesi, lekesiz bakire ve tüm insanların da annesidir.  Şayet buradaki örnek diyaloğu topluma da taşıyabilirsek ulvi değerlere olan inancımız noktasından birbirimizi imani olarak da daha iyi anlayabiliriz. Ulaşılması gereken en önemli gaye, kendi iman esaslarını sevmekle beraber, başkasınınkine de saygı duymaktır. Çünki günlük hayatımızda ihtiyacımız olanlar dışındaki değerler konusunda bilinçlenmekle,
toplumumuza bu bilinç sirayet edecektir. Ve başarılı bir kültürlerarası diyaloğun şartı da budur.

Ma’bed mimarisi konusundaki diğer yerler: İstanbul, İzmir, Antakya, Antalya, İskenderun